3 Mart 1968 de bir Kurban Bayramı arifesine yakın tarihte cansız olarak doğan ben, ebenin sıcak-soğuk suya sokması sonucu oluşan termal şok tedavisiyle kendime gelmişim ve ağlamaya başlamışım. O sırada yanımda bulunan annem ise hayatında ilk ve son defa beni ağlar gördüğüne sevinmiştir. Şu anda çok küçükken yaptıklarımdan şunları hatırlıyorum:

*çay kaşığıyla bana su içirdiklerini,

*küçükken toprak yemeye meraklı olduğumu,

*Bir yumurtayı duvara vurup kırdığımı,

*Nereden geldiğimi sorguladığımı,

*Tıraş olmamak için babamdan kaçtığımı,

*Horozun birine attığım taştan dolayı gözü kör olduğunu, ancak safi kalple yaptığım duamla gözünün tekrar açıldığını…

Daha sonra büyüdüğümde bu safiliklerim kaybolmaya başladı tabii. Okul hayatı herkes gibi beni de farklı bir psikolojiye soktu. İzmir Bayraklı Piyale İlkokulunda 3. sınıfa kadar kötü bir öğrenciydim. Sonra birden iyileşmeye başladım. Gittikçe performansım düzeldi. Bayraklı ortaokulu ve lisesinde iyi bir öğrenciydim diyebilirim. İTÜ Makine Mühendisliği’ni nasıl olduysa kazandım. 4 yıl İstanbul’da dinamik bir hayat yaşadım. İstanbul’da vize sınavları boyunca  arkadaşlarla beraber “bitsin artık bu çile” şarkısını ezberledim. İstanbul’dan İzmir’e geldiğimde kendimi köye gelmiş gibi hissederdim.

1990’da Dokuz Eylul Üniversitesinde Yüksek Lisans’a başladım. 1991’de aynı yerde Araştırma Görevlisi oldum. 1994 de Y.lsans’ı tamamladım.  1999 da Doktorayı bitirip Yrd. Doç.Dr. olarak askere gittim. 2003 yılında Doçentlik sınavını kazandım. 2009 yılında Profesörlük kadrosuna atandım.

. Doğayla baş başa ıssız ortamlarda bulunmak, plajlardaki kalabalık içinde yanmaktan daha fazla hoşuma gittiğinden yazları çok sevdiğim köyümüze giderdim (5-6 Senedir gitmez oldum). Kitap okumak en büyük zevkimdir. Daha çok fikri kitaplar, kişisel gelişimle ilgili kitaplar okurum. En çok köfte, mantı, İskender, su böreği, vs. yemeklerini severim. Zayıflamak büyük bir arzumdur. Yıllardan beri bu arzu benden nedense gitmedi. Mesleğimi seviyorum. Bildiklerimi aktarmak, araştırmalar yapmak,faydalı bir şeyler bulmak bana büyük bir zevk veriyor. Mesleğinizi sevmenizi diliyorum. Zira sevmediğiniz bir işte günde 8 saat çalışmak, ömrünüzün geri kalan üçte birini sıkıntıyla geçirmek demektir.  Birde en az 6 saat uyuyoruz. Geriye kalanı siz düşünün. Sadece parayı düşünmememiz lazım. İnsan sadece cesetten ibaret olsaydı belki sadece para onu tatmin ederdi.  Kalp ve ruh tatmin edilmezse mutlu olamaz diye düşünüyorum. Tüm öğrencilerime hayatlarında başarılar diliyorum.

Prof.Dr. Mehmet Zor